Kütahya’nın toprakları sadece porselenin hammaddesini değil, aynı zamanda binlerce yıllık bir şifa mirasını da bağrında...
Son Gönderiler
Herkes size Kütahya’nın “porselenin başkenti” olduğunu söyler. Doğru, ama eksik. Eğer sadece tabak çanak bakmaya geldiyseniz, Kütahya’nın ruhunu ıskalıyorsunuz demektir. Bu rehber; Google’ın tozlu sayfalarında kaybolmuş, sadece 80 yaşındaki dedelerin bildiği o gizli geçitleri, dünyanın ilk borsasının altında yatan fısıltıları ve Domaniç’in sisli ormanlarındaki Osmanlı ayak izlerini anlatmak için yazıldı.
Kütahya merkeze 57 km uzaklıktaki Çavdarhisar ilçesinde yer alan bu devasa antik kent, sadece bir tapınak kalıntısı değil; kapitalizmin temellerinin atıldığı yerdir.
Çoğu turist tapınağın sütunlarına bakıp “ne güzel” der ve gider. kütahya Portal Tavsiyesi: Tapınağın alt katına inen o dar merdivenleri bulun. Oradaki akustik ve serinlik, binlerce yıl önceki ritüellerin enerjisini hala taşıyor. Burası Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından biridir.
M.S. 300’lü yıllarda, enflasyonla mücadele için hazırlanan tavan fiyat kararnamesinin taşlara kazındığı o meydanda durun. Bugünün borsa binaları gökdelen olabilir ama hırsın ve ticaretin ana vatanı tam olarak burasıdır.
💡 Püf Noktası: Aizanoi’ye gün batımında gidin. Tapınak sütunlarının arasından süzülen kızıl ışık, size hayatınızın en iyi Instagram karesini verecek.
72 burcuyla Türkiye’nin en görkemli kalelerinden biri olan Kütahya Kalesi, Germiyanoğulları’ndan Osmanlı’ya kadar her taşında bir hikaye saklar.
Döner Gazino: Şehri 360 derece dönerken izleyebileceğiniz o efsanevi mekan.
Aşağı Kale ve Hisar: Turistlerin gitmediği, surların arasındaki o dar patikalar asıl keşif noktasıdır.
⚠️ Dikkat: Kale yolu diktir, aracınızın frenlerine ve dizlerinize güvenin!
Kapadokya’nın kalabalığından ve ticari karmaşasından bıktıysanız, Frig Vadisi sizin için gerçek bir sığınak. Burası devasa kaya kiliseleri, peri bacaları ve 3000 yıllık tekerlek izleriyle dolu bir açık hava müzesi.
Çoğu rehber burayı es geçer ama bizim gözümüzden kaçmaz! Sabuncupınar’dan başlayan rota, sizi devasa volkanik kayaların içine oyulmuş yerleşimlere götürür.
İnli Köyü Mağaraları: Kayaların içine oyulmuş devasa bir apartman hayal edin.
Porsuk Barajı Manzarası: Frig yolu üzerinde barajın turkuaz sularına karşı bir mola verin.
💡 Püf Noktası: Frig Vadisi’ni gezmek için altı yüksek bir araç veya iyi bir çift bot şart. Burası asfalt yolların değil, macera dolu patikaların diyarıdır.
Şehir merkezine girdiğinizde sizi sadece beton karşılamayacak; eğer doğru sokağa saparsanız, 19. yüzyılın ruhuyla yüzleşeceksiniz.
Restore edilmiş Kütahya konaklarının en güzel örnekleri burada.
İmparatorluk Notu: Bu sokakta yürürken kendinizi bir dönem dizisi setinde sanabilirsiniz. Konakların cumbaları altından geçerken yukarıya bakın; her birinin süslemesi sahibinin zenginliğini ve zevkini anlatır.
UNESCO Şehri: Kütahya’nın “Zanaat ve Halk Sanatları” dalında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na kabul edildiğini hatırlatın. Bu sokaktaki her dükkan aslında bir sanat galerisidir.
Dünyanın tek çini müzesi burasıdır. 14. yüzyıldan günümüze kadar çininin nasıl bir evrim geçirdiğini görmek için 15 dakikanızı ayırın.
İşte kimsenin asla yazmadığı, “43 Gizli Durak” vaadimizin ilk onlusu:
Lajos Kossuth Müzesi (Macar Evi): Macar özgürlük savaşçısının saklandığı bu ev, Türk-Macar dostluğunun en somut kanıtı.
Ulu Camii’nin Geometrik Sırları: Yıldırım Bayezid döneminden kalan bu caminin tavan süslemelerindeki matematiksel derinliğe odaklanın.
Dönenler Camii (Mevlevihane): Konya’dan sonraki en önemli Mevlevihanelerden biri. Ruhu dinlendiren bir akustiği var.
Paşam Sultan Türbesi: Şehrin manevi koruyucusu kabul edilen bu noktada halkın ritüellerini izleyin.
Tarihi Arasta (Bedesten): El yapımı bıçaklardan yerel baharatlara kadar her şeyi bulabileceğiniz gerçek bir çarşı.
Sıtkı Olçar Çini Müzesi: Modern çini sanatının dehası “Çininin Picasso’su” Sıtkı Usta’nın eserlerini görün.
Saman Pazarı: Sabahın erken saatlerinde köylülerin getirdiği taze ürünlerin kokusunu çekin.
Hıdırlık Tepesi Kır Kahvesi: Çayınızı yudumlarken şehrin silüetini en iyi buradan fotoğraflarsınız.
Karagöz Ahmed Paşa Camii: Mimar Sinan’ın izlerini taşıyan, mütevazı ama etkileyici bir yapı.
Kütahya Arkeoloji Müzesi: Aizanoi’den çıkan o devasa heykellerle göz göze gelmek için mutlaka uğrayın.
“Kütahya’yı gezmek bir katmanı soymaya benzer. Üstte modern bir Anadolu şehri görürsünüz, bir katman alta indiğinizde Osmanlı konakları, daha derinde ise Frigya’nın gizemli kayaları sizi bekler.” — Yerel Sanat Tarihçisi Notu
Kütahya’nın kuzeyine doğru uzandığınızda, kendinizi bir anda Karadeniz’i aratmayan devasa bir yeşil denizin içinde bulursunuz. Burası sadece bir orman değil, koca bir imparatorluğun “beşiğidir”.
Hayme Ana’nın, torunu Osman Gazi’yi dallarına kurduğu salıncakta uyuttuğu o efsanevi çam ağacı. Her ne kadar 1980’lerde kurusa da, koruma altındaki gövdesi hala o kadim enerjiyi taşır.
Buraya gelip de “Kuruluş” ruhunu hissetmeden dönmek, Kütahya’yı hiç gezmemiş sayılmaktır.
1500 metre rakımda, oksijenden başınızın döneceği bir nokta.
Aksiyon: Piknik alanlarını geçin ve göletin etrafındaki orman içi patikalara dalın. Eğer şanslıysanız, sislerin arasından fırlayan karacaları görebilirsiniz.
Dünyada eşine az rastlanır bir kombinasyon: Dağın tepesinde kayak yaparken, aşağıda termal havuzun keyfini çıkarmak!
Sıcaklık Farkı: Dışarıda -10 derece kar varken, 40 derecelik şifalı suların içinde olmak güzel bir deneyimidir.
Yürüyüş Rotaları: Murat Dağı’nın zirvesine çıkan rotalarda, endemik bitki türlerini keşfedin. Burası doğa fotoğrafçıları için bir altın madeni.
Kimsenin haritada bile bulamadığı o 10 nokta daha:
Emet Eğrigöz Kalesi: Sarp kayalıklar üzerine kurulu, kartal yuvasını andıran bir savunma dehası.
Melen Barajı Saklı Koyu: Sadece yerel balıkçıların bildiği, kano yapmak için kusursuz bir dinginlik.
Yenice Çiftliği Atlı Terapi Merkezi: Frig yolu üzerinde, at sırtında tarihe yolculuk yapabileceğiniz gizli bir tesis.
Tavşanlı Göbel Kaplıcaları (Tarihi Hamam Kısmı): Modern tesisleri boşverin, o taş duvarlı eski hamamın atmosferine girin.
Altıntaş Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı: Zafertepe’de tüylerinizi diken diken edecek o devasa anıt ve savaş meydanı atmosferi.
Çiniciler Çarşısı’nın Arka Atölyeleri: Turistik dükkanların arkasındaki tozlu atölyelere girin; çamurun nasıl sanata dönüştüğünü çıplak gözle izleyin.
Dumlupınar Kurtuluş Savaşı Müzesi: Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı o kutsal topraklardaki en hüzünlü ve gururlu durak.
Enne Barajı Tabiat Parkı: Şehir merkezine çok yakın ama hafta içi giderseniz size özel bir göl manzarası sunar.
Hisarcık Esire Termal Turizm Merkezi: Çok az bilinen ama suyunun mineral değeri en yüksek olan noktalardan biri.
Porsuk Çayı’nın Doğduğu Yer: Kütahya sınırları içindeki o berrak suyun topraktan ilk fışkırdığı gizli göze.
“Çoğu gezgin Murat Dağı’na sadece termal için gider. Oysa dağın kuzey yamacında, sadece kışın ortaya çıkan buz şelaleleri vardır. Bu rehber dışında bunu size kimse söylemez.”
Frig Yolu – Sabuncupınar Mağara Evleri: Kapadokya’yı kıskandıracak cinsten, kayaların içine oyulmuş gerçek yaşam alanları.
Porsuk Barajı – Kıyıköy Mevkii: Baraj gölünün turkuaz sularıyla ormanın birleştiği, kampçıların kutsal mekanı.
Domaniç – Ebe Çamı: 700 yıllık bir başka sessiz tanık. Fotoğrafçılar için eşsiz bir doku.
Simav – Gölcük Yaylası: Çam ormanları arasında saklı, krater gölü manzaralı bir huzur noktası.
Emet – Karaderili Köyü Kaya Mezarları: Arkeologların bile yeni yeni keşfettiği, henüz tahrip olmamış Frig dönemi mezarları.
Kütahya Merkez – Şengül Hamamı: Kanuni Sultan Süleyman döneminden kalma, hala hizmet veren tarih kokulu bir arınma noktası.
Altıntaş – Çalköy Zafer Anıtı: Büyük Taarruz’un en kritik kararlarının alındığı yer; toprak burada hala tarih kokuyor.
Tavşanlı – Mülayim Tepe: Şehri kuşbakışı izleyebileceğiniz, akşam serinliğinde çay içilecek en “yerel” mekan.
Gediz – Abide Köyü: İstiklal Savaşı’nın en çetin çarpışmalarına sahne olan, her taşın altında bir kahramanlık yatan köy.
Şaphane – Kocaseyfullah Camii: 700 yıllık ahşap direkli yapısıyla, çivi kullanılmadan yapılmış bir mimari mucize.
İnce bulgurun tarhana ve yoğurtla muazzam dansı. Yapımı saatler sürer, içmesi saniyeler. Bu çorbayı içmeden şehirden ayrılmak yasaktır!
Etin küp içinde, kendi suyunda ağır ağır (en az 4-5 saat) pişmesiyle oluşan o yumuşaklık… Çatalı vurduğunuzda dağılmayan et, Kütahya eti değildir.
Mantının en zarif hali. Kütahyalı teyzeler der ki: “Bir kaşığa 40 tane sığmıyorsa o cimcik değildir.” Sanatın tabaktaki halidir bu.
Kaz veya tavuk suyuyla ıslatılan ekmeklerin üzerine dizilen etler… İsrafın lezzete dönüştüğü en üst nokta.
| Yemek | En İyi Nerede Yenir? | Fiyat/Performans |
| Küp Kebabı | Tarihi Fırınlar | ⭐⭐⭐⭐⭐ |
| Cimcik | Germiyan Sokağı Konakları | ⭐⭐⭐⭐ |
| Dövme Dondurma | Şehir Meydanı Esnafı | ⭐⭐⭐⭐⭐ |
Bu duraklar, Kütahya’yı “gezdim” diyenlerin bile %99’unun bilmediği, sadece eskilerin bildiği noktalar:
Emet – Günlüce (Cevizdere) Şehitliği: Dağların arasına gizlenmiş, sessiz ve derinden etkileyici bir kahramanlık noktası.
Simav – Nadarçamı Yaylası: Bulutların üzerinde kahvaltı yapabileceğiniz, oksijen patlaması yaşatan gizli balkon.
Pazarlar – Vişne Bahçeleri: Mevsiminde giderseniz (Haziran-Temmuz), dallardan sarkan kırmızı elmasların tadına bakabilirsiniz.
Aslanapa – Aslanapa Kalesi Kalıntıları: Arkeoloji meraklıları için dokunulmamış, bakir bir saha.
Dumlupınar – İlk Hedef Anıtı: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emrinin yankılandığı o kutsal tepe.
Kütahya Merkez – Elmalı Konağı: Restorasyonu yeni bitmiş, mimari detaylarıyla büyüleyen gizli bir mücevher.
Tavşanlı – Vakıf Ormanları: Dünyada sadece burada yetişen “Piramidal Karaçam” türünü görebileceğiniz botanik bir mucize.
Çavdarhisar – Antik Roma Köprüleri: Aizanoi’de hala ayakta olan ve üzerinden geçebileceğiniz 2000 yıllık mühendislik harikaları.
Gediz – Akdağ Tabiat Parkı: Geyiklerin özgürce dolaştığı, kampçıların en saklı sığınağı.
Kütahya Merkez – Çini Garı: Tren istasyonunun o muazzam çini kaplamaları; şehre raylardan giriyorsanız sizi karşılayan ilk sanat eseri.
Domaniç – Sarıkız Tabiat Parkı: Efsanelere konu olan, suyunun şifalı olduğuna inanılan buz gibi kaynaklar.
Kütahya – Eski Maden Ocakları (Turkuaz Göller): Terk edilmiş ocakların dolmasıyla oluşan, Maldivler’i anımsatan o sürreal turkuaz göletler.
Karmaşık listelerinin aksine, biz okuyucunun eline navigasyon veriyoruz:
1. GÜN: Şehir ve Sanat (Merkez)
Sabah: Germiyan Sokağı’nda yerel kahvaltı.
Öğle: Çini Müzesi, Ulu Camii ve Dönenler Camii turu.
Akşamüstü: Kütahya Kalesi’nde gün batımı ve Döner Gazino’da akşam yemeği.
2. GÜN: Antik Dünya ve Doğa (Batı)
Sabah: Aizanoi Antik Kenti (Zeus Tapınağı ve Borsa).
Öğle: Emet termal sularında kısa bir mola ve Küp Kebabı ziyafeti.
Akşam: Çavdarhisar’ın köyleri arasında Frig izlerini sürme.
3. GÜN: Kuruluş Ruhu ve Yeşil Deniz (Kuzey)
Sabah: Domaniç Ormanları, Mızık Çamı ve Hayme Ana Türbesi.
Öğle: Topuk Yaylası’nda doğa yürüyüşü ve mangal keyfi.
Akşam: Tavşanlı üzerinden dönüş; Göbel’de son bir termal arınma.
Kütahya’ya ne zaman gidilir? İlkbahar ve sonbahar idealdir ancak kar keyfi için Murat Dağı kışın bambaşkadır.
Hediyelik ne alınır? Tabii ki çini! Ama fabrikasyon değil, Arasta’daki butik atölyelerin el işi eserlerini arayın.
Kütahya pahalı mı? Hayır, Türkiye’nin en bütçe dostu şehirlerinden biridir. Yerel lokantalarda ziyafet çekmek sizi üzmez.