Herkes size Kütahya’nın "porselenin başkenti" olduğunu söyler. Doğru, ama eksik. Eğer sadece tabak çanak bakmaya...
Son Gönderiler
Kütahya’nın toprakları sadece porselenin hammaddesini değil, aynı zamanda binlerce yıllık bir şifa mirasını da bağrında taşır. Bu mirasın en dokunaklı ve gerçekçi duraklarından biri şüphesiz Yoncalı bölgesidir. Bugün modern tesislerin yükseldiği bu ovada, asırlar önce bir genç kızın umutsuzluğu, bir tilkinin mucizesi ve bir babanın şükranı saklıdır. Kütahya Portal ekibi olarak bu hafta, halk arasında dilden dile dolaşan, resmi kayıtlarda ise Selçuklu mimarisiyle mühürlenmiş olan o meşhur hikayeyi, yani Gülümser Hatun efsanesini sizin için kaleme aldık.
Efsanemizin başrolünde, Anadolu Selçuklu Devleti’nin en parlak dönemlerine damga vuran Sultan I. Alâeddin Keykubad‘ın güzeller güzeli kızı Gülümser Hatun yer alır. Anlatılanlara göre Gülümser Hatun, sadece güzelliğiyle değil, neşesi ve hayata bağlılığıyla da sarayın göz bebeğidir. Ancak kader, bu genç prensese ağır bir sınav hazırlar.
Gülümser Hatun, o dönemde hekimlerin çare bulamadığı, vücudunu baştan aşağı saran amansız bir cilt hastalığına yakalanır. Vücudunda çıkan yaralar, çıbanlar ve dökülen saçları yüzünden genç kız aynalara küser, odasına kapanır. Sultan babası, dünyanın dört bir yanından hekimler, alimler ve aktarlar getirtse de hiçbir ot, hiçbir karışım bu amansız yaraları kurutamaz.
Hastalığı günden güne ilerleyen ve çevresine bu haliyle görünmek istemeyen Gülümser Hatun, babasından kendisini uzak bir yere göndermesini ister. Sultan, kızının bu isteği üzerine onu maiyetiyle birlikte, bugünkü Kütahya’nın batısında yer alan ve o dönemde sadece ıssız bir sazlık, bataklık olan Yoncalı bölgesine gönderir.
O zamanlar “eskiden buralar hep bataklıktı” sözünün tam karşılığı olan bu bölgeye yerleşen Gülümser Hatun, çadırında hüzünle iyileşmeyi beklerken bir gün doğanın mucizesine tanıklık eder.
Gülümser Hatun, çadırının önünde otururken her gün aynı saatte zayıf, tüyleri dökülmüş ve hasta bir tilkinin yakındaki sıcak çamurlu bir su birikintisine girdiğini fark eder. Tilki her gün bu suda dakikalarca kalmakta, sonra çıkıp gitmektedir. Bir süre sonra Hatun, tilkinin tüylerinin yeniden çıktığını, yaralarının kapandığını ve canlandığını gözlemler.
“Bir hayvanın şifa bulduğu bu su, belki bana da derman olur” diyerek kendini o sıcak, mineral kokulu sulara ve çamura bırakır. Günler geçer, Hatun’un yaraları kabuk bağlar, cildi taze bir bebek teni gibi parlamaya başlar. Saçları gürleşir, yüzüne yeniden o meşhur tebessümü gelir. İşte o andan sonra adı, yüzündeki gülümsemeden dolayı halk arasında tamamen “Gülümser Hatun” olarak kalır.

Hikaye sadece bir efsaneden ibaret değildir; Sultan Alâeddin Keykubad, kızının tamamen iyileştiğini görünce bu mucizenin yaşandığı yere büyük bir şükran nişanesi bırakmak ister. 1230-1233 yılları arasında bölgeye bir cami ve büyük bir hamam inşa ettirir. Bu yapılar, bugün hala ayaktadır ve Yoncalı’nın sadece bir kaplıca değil, bir tarih merkezi olduğunun en büyük kanıtıdır.
Gittik, gördük ve yerinde denedik; Yoncalı sadece su içip yatılacak bir yer değil, tam bir arınma merkezidir. Eskiden buraların bataklık olduğunu düşününce, bugünkü modern tesislerin kıymeti daha iyi anlaşılıyor.
| Deneyim Alanı | Açıklama ve Faydaları | Öneri |
| Tarihi Hamam | Selçuklu mimarisini iliklerinize kadar hissedeceğiniz, taş kubbeli mekan. | Akşam saatlerinde gidip mistik havayı soluyun. |
| Çamur Banyosu | Gülümser Hatun’un şifa bulduğu o meşhur mineralli çamur. | Özellikle eklem ağrıları için birebir. |
| Yürüyüş Parkurları | Kirazlı Dağı eteklerinde, temiz dağ havası eşliğinde yürüyüş. | Sabah güneş doğarken yürüyüşe çıkın. |
| Termal Havuzlar | 42 derece sıcaklığa sahip, magnezyum ve kalsiyum zengini sular. | Sudan çıktıktan sonra mutlaka dinlenin. |
Nereye gitsek diyenlere tavsiyemizdir; Yoncalı’ya gittiğinizde sadece otel konforuyla yetinmeyin. Hele bir bakın bakalım o Alâeddin Keykubad Camii’nin taş işçiliğine… Orada asırlar öncesinin duasını hissedeceksiniz. Kütahya Portal ekibi olarak biz, tarihi hamamdan çıkıp dışarıdaki temiz havada bir bardak demli çay içmenin keyfini hiçbir şeye değişmedik. Eğer bel ağrılarınız varsa ya da “cildim bir tazelensin gari” diyorsanız, Gülümser Hatun’un izini sürmek size çok iyi gelecek.
1. Yoncalı suyu gerçekten içilebilir mi?
Yoncalı termal suları banyo kürü olarak kullanıldığı gibi, doktor kontrolünde belirli dozlarda içme kürü olarak da sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelebilmektedir.
2. Gülümser Hatun Camii ve Hamamı ziyarete açık mı?
Evet, Selçuklu döneminden kalan bu tarihi yapılar günümüzde hala ibadete ve kullanıma açıktır.
3. Yoncalı ismi nereden geliyor?
Efsaneye göre Gülümser Hatun’un iyileştiği dönemde bu bölge, şifalı suyun etkisiyle yılın her vakti yeşil kalan ve gür yoncalarla kaplı bir arazi olduğu için “Yoncalı” adını almıştır.
4. Kütahya merkezden ulaşım zor mu?
Hiç de değil! Şehir merkezine yaklaşık 15-20 km mesafededir. Kendi aracınızla 20 dakikada ulaşabileceğiniz gibi, düzenli kalkan halk otobüsleriyle de kolayca gidebilirsiniz.
5. En iyi ziyaret zamanı ne zamandır?
Şifa arayanlar için ilkbahar ve sonbahar ayları idealdir ancak kışın kar yağarken sıcak termal havuzun keyfi bir başkadır gari!.